11 Aralık 2014 Perşembe
Temel Fotoğraf Terimleri
Yeni başlayanlar için
1-Keskinlik ya da çözme gücü nedir?
Lensleri incelerken karşımıza çıkan bu ifadeyi açıklayarak başlayalım.
MTF ile ifade edilen çözme gücü bir objenin sahip olduğu kontrastın ne kadarının üretilen görüntüde oluşturulabildiğidir. MTF eskiden milimetre başına okunabilen çizgi sayısı ile ölçülmeye çalışılırken görülen aksaklıklar üzerine bu ölçüm frekans ile yapılır oldu. Bu detaya fazla boğulmayacağız.
Peki kesemize göre belirli bir seviyede keskinliği olan bir lens aldık, bir de makinemiz var başka? Başkası şu, sahip olduğumuz ekipmanı ne kadar kullanabiliyoruz?
2-Lensin en başarılı olduğu yer neresidir?
Her lensin belirli bir başarı aralığı vardır. Yani sahip olduğu kaliteyi en üst seviyede verebildiği aralık. Bu da lensine göre değişmek ile beraber sahip olduğu en geniş diyafram değerinin 1 ya da 2 stop üzeri ile eğer zumlu ise iki zum değerinin ortalarında, lensine göre değişen bir aralıktadır. Bunu, düşündüğünüz lensin teknik incelemelerine bakarak öğrenebilirsiniz.
Örnekle konuşacak olursak, diyafram değeri 1,8 olan bir lens genel olarak 2,2 veya 2,8 değerinde en keskin olurken, 55-300mm bir lens 80 ile 200 mm arasında en başarılıdır. Bu değerler anlaşılabilirliği arttırmak açısından kabaca verilmiştir. Her lense göre değişir.
3-Işık.
Işık fotoğrafın olmazsa olmazıdır. Foto zaten ışık demektir. Doğru,yeterli ve dengeli bir ışık keskinlik için en önemli etkenlerden biridir. Bu sebeple fotoğrafın en cafcaflı konusu olan ışık konusunu öğrenip en iyi ve doğru şekilde kullanmayı öğrenmemiz şarttır. Keskinlik ile ilgili sorunların büyük sebebi ışık yetersizliğidir.
İso kumlanma konusunu da bu başlıkta incelemek gerek. Keskinliğin en büyük düşmanlarından biri de kumlanmadır (gren). Işığın az olduğu yerde istediğimiz çekim hızına ulaşmanın bir yolu iso yu yükseltmektir. iso yu yükseltmek demek, sensöre gelen voltajın arttırılarak ışığa karşı duyarlılığı arttırmak demektir. Bu da belli bir seviyeden sonra kumlanmaya neden olacaktır. Bu kumlanma da bize sonuç olarak keskinlik azlığı olarak geri dönecektir.
4-Titreşim.
Çekim yaparken mutlaka karşılaştığımız bir sorun da titreşim ya da hareket. Hem makineyi tutan elimiz hem de resmini çekeceğimiz cisim/modelin kıpırdaması hareket etmesi şeklinde karşımıza çıkar. Elimizin titreşimi fotoğrafta başarıyı etkileyen/berbat eden önemli bir faktördür. Bunun önüne yüksek enstantane hızı ve titreşim engelleyicili lenslerle kısmen geçebiliriz. Kısmen diyorum çünkü ne yaparsanız yapın elimiz titriyor. Siz enstantaneyi yükseltmekle yalnızca fotoğrafa yansıyan sürüklenmeyi azaltıyorsunuz, ama o titreme mikroskobik de olsa yansır o fotoğrafa. Düşük enstantanede sürüklenme ya da titreşim olmuş değimiz şey, yüksek enstantanede keskinlik kaybı gibi görünecek. Çünkü ne yaparsan yap titreşim var. Hatta titerşim engelleyicinin kendisi bile bir titreşim nedenidir. Bunu makineyi masaya koyup titreşim engelleyici açıkken çekeceğimiz uzun pozlamada görebiliriz.
Yani ne yapacağız? Yapacak şeyler sınırlı. Sürekli tripodla gezme şansımız olmadığına göre biraz tutuş/nefes egzersizi yapacağız, biraz lensin titreşim engelleyicisine biraz da enstantaneye güveneceğiz. Aslolan sabit çekimdir. İnternette gördüğünüz o güzel fotolar doğru ışıkta sabit çekimle yapılmışlardır.
Elle çekim yaparken ne yaparsanız yapın, bir miktar titreşim olacak, bu da keskinlik kaybı demektir. Unutmadan tekrar edeyim sabit çekimlerde titreşim engelleyiciyi kapatın.
5-Doğru odaklama.
Bu da dertlerden biri. Özellikle dar net alanda çalışırken bir miktar odak hatası yaparız. Bu makine/lensten olabileceği gibi, doğru tutuş yapamamaktan da kaynaklanabilir. Çekimden hemen sonra net alanın tam istediğimiz yerde olup olmadığını kontrol etmemiz, evde hayal kırıklığına uğramamızı engeller. 1,4-1,8 gibi diyaframda, 200-300 mm gibi odaklarda çalışıyorsak ve objeye yakınsak net alan daralacaktır.
Mesela model çekiyorsak göze netlememiz gerekir. Çekimden hemen sonra makineden resmi büyütüp burunla kulak arasında net alan tam göz hizasında mı kontrol edelim. Netleme hafif önde veya arkada ise göz, net alanın sınırında kalacak bu da cam gibi pırıl pırıl gözbebeklerinin bulanık buğulu görünmesine neden olacaktır. Bu da bir keskinlik kaybıdır.
Diğer bir konu çok moktadan netleme ve tek noktadan netleme. Çok gerekmedikçe çok noktadan netlemeyi kapatıp tek noktadan netlemeye alırsak makinenin kafasına göre odak seçmesine, modelin gözü yerine arkadaki dallara odaklamasına engel olmuş oluruz.
6-Mesafe.
Keskinliği etkileyen bir diğer konu da mesafe.Günlük hayatımızda da yaşadığımız üzere arttıkça görme kabiliyetimiz azalır.Bu durum lenslerde de geçerli. Bunu bir miktar optik zumla aşabiliyoruz ancak mesafe arttıkça lens ile obje arasına giren hava tabakası kalınlaştığı için uzak mesafelerde ister istemez keskinlik kaybı olmaktadır.
Yakın mesafelerde ise hava tabakası gözardı edilebilir seviyelerde olmakla beraber gözümüz ve sensörümüz objeden gelen ışığı algıladığı için 1m deki obje ile 3 metredeki obje arasında yine bir keskinlik farkı olacak, yakın mesafelerde daha keskin bir görüntü elde edeceğiz. yakın çekim yapan makro lenslerin bir avantajı da budur.
Son söz:
Keskinlik arayışındaki etkenleri sıralamaya çalıştık. Benim önceliğim ışıktır arkadaşlar. Işık doğru ve dengeli bir biçimde kullanılmak zorundadır.
Bunun dışında çekimlerinizde keskinlik istediğiniz seviyede değilse birinci olarak suçu kendimizde arayalım..
Işığınız bol olsun.
Kaynak: fotograf-kesim
Kaydol:
Yorumlar (Atom)